Merhaba, ben Kadir Topbaş
Birini kaybetmek ne kadar zordur, bunu kaybeden bilir ve anlar. Manevi yorgunluktan öte, fiziki yorgunluk da işin içindedir. Hem de fazlasıyla. İşte bu yüzdendir ki, insan birisini kaybettiğinde; "Eyvah şimdi ne yapılacak? Evraklar nerede?" gibi şeyler, en son düşünülmesi gerekenlerdir.
27 Mart benim doğum günümdü. Hafta içine denk gelmesi sebebiyle, aile arasında kutlamayı 28 Mart günü yapmaya karar verdik. Toplandık, kutladık. Gece 23:00'da bir haber geldi. Babaannem vefat etmişti. Üzüldük. Ama kurtulduğunu düşündük. Acı çekiyordu çünkü. Allah rahmet eylesin.
Uykusuz geçen gecenin ertesi günü, erkenden işlemleri halletmek üzere yola koyulduk. Yeni belediyenin gelmesiyle, bu işlerin daha kolaylaştığını söylüyorlardı. Eski sistemi bilmiyorum, yenisini de beğendiğimi söyleyemem. Yakınını kaybetmiş bir insanın uğraşması gereken son şey olan "kağıt işleri"ni insanların kafasına kakmak, güzel bir sistem değil açıkçası bunu söyleyebilirim. Hele yanınızda, bu konuları bilen bir aile büyüğünüz yoksa, işler çok daha fazla karışıyor.
Neyse; sıkıntılar yaşandı, bir şekilde işler halloldu. Öğle namazına yetişildi. Cenazemiz toprağa verildi. Dualar edildi...Yaşayanlar bilir. Yardıma ihtiyacınız olduğu durumlarda, birilerinin arayıp, "Yapabileceğimiz bir şey var mı?" diye sorması, laf olsun diye sorması bile insanı rahatlatır. Yanında birilerinin olduğunu, yalnız olmadığını farkettirir. Sağolsunlar, bizim unuttuğumuz kişilerden bile telefonlar geldi. Dostlar, arkadaşlar herkes aradı. Hepsine binlerce kez teşekkürler.
Olayın yorgunluğunu tam olarak atamamıştık. 2-3 gün geçti aradan. Evde yalnız başıma oturup düşünürken, telefon çaldı. Telefona doğru ilerlediğimde, böyle bir şeyle karşılaşmayı hiç beklemiyordum açıkçası.
Telefonu açıp cevap verdiğimde, karşıma çok hanımefendi bir ses çıktı. "Merhaba, ben İstanbul Büyükşehir Belediye'sinden arıyorum. Kadir Topbaş adına..." dedi. Şaşırmıştım. "2 gün önce bir cenazeniz varmış, başınız sağolsun efendim. Acaba yapabileceğimiz herhangi bir şey var mı?" diye sordu. Ben biraz şaşkınlık, biraz saygı ve bol miktarda sevgi ile kendilerine çok teşekkür ettim. Kendileri de, bana tekrar baş sağlığı dileyerek telefonu kapattı.
Son 2 - 3 günde, bunu anlatabildiğim kadar çok insana anlattım. Ailemle oturup konuştuk. Hepsi de, ilk defa böyle bir şey duyduklarını, şaşkınlık ve saygı ile anlattılar.Sonra düşündüm, oy toplamak için kömür, nohut, umut dağıtmaktan fazlası gerekiyormuş. Biraz düşünmek, fark yaratmak yeterliymiş hatta. Böyle bir jest için, düşünmek, ama gerçekten çok ince düşünmek gerekiyor. Çok teşekkürler Kadir Topbaş. Yapabileceğiniz her şeyi, bir telefonla yaptınız zaten.
-----------------------------------
Türkiye'deki Chelsea taraftarları
Bunları haftaya yazmayı düşünüyordum ama sıcakken yazmak daha yerinde olur diye düşündüm.
Basında yer alan "Galatasaray taraftarı Chelsea'yi karşıladı" adlı haberleri, dikkatle izliyorum. Olay ile ilgili görüntülere de baktım. 4-5 tane "çapulcu"nun yaptığı "denyo"luğu, büyük bir camia taraftarına yıkmak ayıptır.
Bu olayların, Galatasaray taraftarlarıyla, yada ultrAslan ile hiçbir alakası yoktur.
Nasıl ki, Liverpool - Beşiktaş maçından sonra Liverpool forması giyenlerle, Beşiktaş - Fenerbahçe maçında, tribünde Chelsea formalı taraftarlar olması gibi.Bunlar münferit olaylardır. Büyük camiaların taraftarlarının tümü töhmet altında bırakılamaz. Bu ayıptır. Türk basınını saygı ve dikkatle uyarıyorum...
Saygılar, iyi haftalar.
Bu
Haber Toplam 20928 Defa Okunmuştur |