Biz genç bayanların eline bir düğün davetiyesi geçtiği anda, “Acaba bir gün bana da sıra gelecek mi?” sorusunun hemen arkasından başka önemli bir soru oluşur kafamızda “ Acaba ne giysem?”. Düğündeki en çekici misafir olmak adına başlarız fıldır fıldır alışveriş merkezlerini turlamaya. Ancak çoğumuz kendi derdimize o kadar kapılmışızdır ki, çok basit bir nezaket kuralını, bilerek ya da bilmeyerek, çiğneriz. Benim için içgüdüsel bir kural olsa da hep kendi kendime bu soruyu sormuşumdur.
Diğer ülkelerde gelinden başkasının beyaz giymesi büyük bir tabu sayılırken, bizim ülkemizde neden düğünlere davetli olarak giden bazı bayanlar özellikle beyaz giymekte inat ederler?
Arkadaşlarım arasında düğün sohbeti açıldığında, laf ne yapılır ne edilir mutlaka bu konuya getirilir. Evlenecek arkadaşlarım için bir endişe konusu, evlenmiş arkadaşlarım için ise yaraya tuz basma etkisi yaratır. Hayalleri sabotaj edildiği için içlerindeki küçük kız çocukları belirip büküverir hemen dudaklarını. Sen gel, küçüklüğünden beri bu günü hayal et. Harca milyarları gelinliğe, saça, makyaja. Sonunda düğün salonundan içeri girdiğinde adeta bir papatya tarlasıyla karşılaş. Kendini özel hissetmen gereken o anın, aslında adımını baba evinden dışarı attığın anda bittiğinin acı gerçeği . Hep aynı hikaye ve hep aynı hayal kırıklığı.
Konuyu inceledikçe yabancıların nedime kavramının aslında akıllıca bir komplo olduğuna ikna olmaya başladım. En yakın arkadaşlarının saç modellerinden tutup giyeceği kıyafete kadar bütün detayları kendileri seçip, “mesajı iletme” görevini veriyorlar. Düğünde gelinden başka kimse beyaz elbise giyemez! Bizim kültürümüzde nedime kavramı pek de yaygın olmadığı için kendimi tanıdığım ve tanımadığım gelin adaylarının global nedimesi olarak görüyorum.
Sanırım nedimelik görevim olarak mesajı iletebildim. Şimdi gelelim asıl önemli konumuza – “Acaba ne giysem?”
Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla...
Jülide Karakaş
www.mordolap.com