Bağdat Cadessi, Etiler ya da Nişantaşı gibi sosyetik bőlgelerde gezerken hep aynı şey insanın dikkattini çekiyor – peş peşe sıralanmış estetik merkezleri. Hepsinin camlarında farklı kampanyalar asılıdır, hepsinin kendilerine gőre en yeni yőntemler olan “elektro—”, “hydroxi—” ve “lipo—” bilmem ne gibi kullağı’a űmit verici isimler taşıyan hizmetler sunulmaktadır. İlk kes yetişkin olarak İstanbul’a geldiğimde artik sayıları tutulmaz hale gelmiş olan bu merkezlerin sıklığı ve rekhabeti beni hayret içine dűşűrműstű. ABD’nin plastik cerrahi sektőrűnűn merkezleri olan Miami ve Beverly Hills’da bile bu kadar estetik merkezi gőrmemiştim, ve kendimi birden bire Tűrk kadınlarına gőre çok bakımsız hisettim. Ancak ben de estetik ameliyat konusu hakkında çok tipik bir Amerikan bakış açısına sahiptim; kadınlar dergilerde ve podyumlarda gőrdűkleri gőz kamaştırıcı modellere daha fazla, bir damla olsa bile, benzeyebilmek için estetik yaptırırlar. Ancak beni daha da şaşırtan, Tűrkiyede modellere sadece őzenen kadinlar değil, ama modellerin kendileri çok sık çareyi estetik ameliyatlarda bulmaları.
New York ve Los Angeles’da ki bűyűk modellik ajansları genelde dűnya çapında ve Avrupa ile Asya’da da merkezleri olan ajanslar ve bundan dolayı sadece Amerikan standartlarına gőre değil, global bir “model” anlayışıyla kontrat imzalarlar. Ancak kontrat imzalamadan beğendikleri kızlara çok seri soruları vardır: dőğmeleriniz var mı, doğal gőz renginiz nedir, doğal saç renginiz nedir, ve hiç estetik ameliyat yaptırdınız mı? Bu son soru őzellikle bu ajansların çok őnem verdikleri bir konu oluyor. Bir kız ister ne kadar gűzel olursa olsun, genelde ajanslar estetik yaptırmış mankenleri kabul etmiyorlar. Hafif ve genelde sağlık amacıyla yapılmış burun ameliyatlarına ve bazen de belli olmayacak şekilde yapılmış gőğűs ameliyatlarını kabul ederler, ancak haute couture modacıları C cup’dan bűyűk gőğűsleri olmayan mankenlerle genelde çalışmayı tercihe etmekteler. Peki, estetikli olmalarından dolayı binlerce gűzelleri bu ajansların geri çevirmelerinin sebebi nedir? Çok basit. Estetiği her zaman herkes yaptırabilir, ama komple gerilmiş, çekilmiş plastik bir yűz ya da vűcűt hiç bir zaman doğal guzellikle kıyaslanamaz.
Peki bizim Tűrk modellerimizin estetik ameliyat yaptırmaları ne kadar etik oluyor bu durumda? Sonuçta biz dűnyanın en çeşitli ve en ucuz fiyatlı estetik cerrahi merkezlerin sahip olan űlkelerden biriyiz, ve bu bize çok daha rahat ve sık estetik yaptırma imkyanını sağlıyor. Dolayısıyla biraz fiziksel altyapısı műsait olan, artı parası, zengin sevgilisi olan ya da kredi kartından biraz yűklű miktar para çekmekten yadırgamayan her bayan manken gibi olabilir. Liposuction sayesinde vűcűt incecik oluyor, biraz gerdirmekle balık eti gőbek kaybolup ince bir bel’e yer veriyor, sellűlitler kayboluyor, o çıkık çene kırılıp mukemmel bir profil oluşuyor, kaşları kaldırınca o dűşűk gőzler açılıyor, dudakların içine yağ yerleştirince tam őpmelik oluyorlar, elmacık kemikleri kalçadaki yağlar sayesinde tam belirgin oluyorlar.
Ancak yabancılar hep Tűrk kızların ne kadar gűzel olduklarını konuşurlar, ve Tűrkiyede ki turistlerle konuşunca bizim kızlarımızı ne kadar gűzel bulduklarını ve ne kadar etkilendiklerini sőylerler. Benim yabancı kız arkadaşlarım Tűrk kızlarının yanında kendilerini gűzellik konusunda kesinlikle daha az iddiali hissettiklerini itiraf etmişlerdir. Ama nedense Tűrkiyede bu sektőr doğal gűzelliği őn plana sűrműyor ve her geçen gűn modellerimiz estetik ameliyat tercihe etmekteler.
Gelelim asıl konuya. Sonuçta bu gűzelliği parayla satın almış olduktan sonra, bir insan model olmayı hak ediyormu? Tabii ki modellik yapabilmek için sadece gűzel olmak yeterli değil. Ama gűzel olmayan insanın model olmayacağına gőre, estetik ameliyattan yardım almak hile yapmak gibi oluyor. Bir Renault alıp dış gőrűnűşűnű yeteri kadar modifiye ederek bir Ferrari’yi belki andırabilirsiniz. Ama o hiçbir zaman Ferrari olmayacaktır, ve onu Ferrari diye satmaya kalakmazsınız (ne kadar da toplumumuzda bunu deneycek adam bulsanız bile). Bu tam Tűrk işi pazarlama işte – arabalarımızın, binalarımızın, ve insanlarımızın bile dış gorűnűşlerini değiştirerek olmadıkları birşey olarak gőstermeye çalışıyoruz. Sűrekli ciddi estetik ameliyatlar geçermiş olan kızları profesyonel manken yaparak sektőrűn dűnya standartlarında kesinlikle kabul edilmeyen birşeye karşı çıkacağımıza, tam tersi destekliyoruz. Ancak dikkat ederseniz bizim de mankenlerimiz sűrekli yurt dışında yapcakları farklı projelerden bahsetmekteler ama gerçekleştiklerini çok ender gőrűyoruz. Gucci, Dolce&Gabanna, ve Mossimo gibi defilerlerde çıkmış olan Tűrk model isimleri bulmak son derece zor, ki yurt dışında bu defilelerin en az bir kaç tanesine çıkmış olmayan mankenlerin isimleri duyulmaz bile.
Őncellikle kendilerini ciddi ve profesyonel manken olarak gőrenler gerçekten bu konuda kendilerine gűveniyorlar ise, bu meslek için yeteri gűzel olmak adına bıçağın altına girmeyi bıraksınlar. Maden bizim stylistlerimiz bu kadar yurt dışında başarılı olmayı hedefliyorlar, yurt dışındaki standartlara daha uyum sağlayıp ciddi estetik ameliyatlar geçirmiş bildikleri olan modelleri, ne kadar o isimler sensasyon yaratsalar bile, defilelerinde kullanmasınlar ve daha seçici olsunlar. Sadece podyumda modellik yapmaya devam edebilmek için estetik ameliyata gerek duyan yaşları ileri olan mankenler zaten bir gűn kariyerlerinin bu kısımının sona ereceğini kabul edip bu yőntemden vaz geçerek taze yűzlere yer versinler. Artık plastik gerilmiş suratları ve silikonlu vűcutlardan kurtulalım, ve bu sektőrű hak ettiği kaliteye ulaştıralım.

Bu
Haber Toplam 75984 Defa Okunmuştur |